Star Trek
Sen Kimsin? Ne İstiyorsun?
Baş kısma bir atıfta daha bulunalım. Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin, popüler kültüre malzeme yarattığını söylemek pekala mümkünse de yetersizdir. Bu düşünce, ancak kısa vadeli bir popülerliği açıklamakta işlev görebilir. Oysa dönemini aşabilen bir yapıtın, sonraki dönemlerde de geçerliliğini koruyan bir takım unsurları bünyesinde barındırdığını iddia edebiliriz. Klasikleşmiş öykülerin iyi analiz edilmesi, bizlere toplum ve birey psikolojisi hakkında çok şey anlatabilir.
Bir dönemin en başarılı dizilerinden Babylon 5 ilginç bir ipucu veriyor. Bu dizi epey gelecekte, aynı adı taşıyan bir uzay istasyonunda geçmektedir. Tahmin edilebileceği gibi, bu istasyonda evrenin dört bir yanından gelmiş çok sayıda yabancı ırk vardır. Dizi ilerledikçe iki üstün ırkla tanışırız: Vorlonlar ve Gölgeler. Bu ırkların her biri, muhataplarına karakteristik birer soru yöneltir. Vorlonların sorusu “Sen kimsin?” ve Gölgelerin sorusu “Ne istiyorsun?” şeklindedir.
Çok basit gibi durmalarına karşın, insanlığın temel soruları bunlar. Ve kesin bir yanıtları yok. Daha doğrusu, verilecek yanıtların hiçbiri bu soruların açtığı boşluğu bütünüyle dolduramaz.
Kişinin benliğini ve arzularını temsil eden iki soru… Ve meseleyi biraz daha çetrefilleştiren şu ki, her iki soru birbirine göbekten bağlıdır. Zira maddi yahut manevi arzular, aslında kişinin benliğinde yer alan ve tatmin edilmesi gereken bir hissin ifadesidir. “Neden o kızla evlenmek istiyorsun? Çünkü…” ya da “Neden bu miktarda para kazanmayı hedefliyorsun? Çünkü…” Amaçların ve araçların bütünleşmesi, kişinin arzularını benliğinin bir parçası haline getirir. Pardon, biri Ying-Yang mı dedi?
Bilimsel ve teknolojik ilerlemelerle bilim-kurgunun popülerlik kazanması arasındaki bağlantının şimdi daha açık olması gerekir. Yine de bir cümleyle formüle etmeye çalışalım: Yeni teknolojiler sayesinde “Ne istiyorsun?” sorusunun yanıtlarına erişme imkanını artıran insan, arzularını okuyarak “Sen kimsin?” sorusunun yanıtlarına ulaşmaya çalışır.
İşte Uzay Yolu’nun, başlangıcından tam 43 yıl sonra hala var olabilmesinin ve daha geçenlerde yeni bir sinema filmi ile piyasada tutunabilmesinin önemli bir sebebi. 19. Yy’da başlayan bir gelenek 1950′li ve 60′lı yıllardan sonra 2000′li yılların ortalarından itibaren yeniden yükselişe geçmiştir. Nano teknoloji, kök hücre çalışmaları, robotik… İnsan sanayi devriminden atom çağına, oradan da elektroniğe ve sanayi sonrası döneme ilerlemektedir. İyi de kimdir insan? Tüm bunlarla ne elde etmeyi ummaktadır?
Dizinin neredeyse tüm bölümleri, bu söylediklerimizi doğrulayacak unsurlarla doludur. Ancak iki bölümü, kristalize birer örnek olarak izlemenizi öneririm: The Squire Of Gothos (S01E18) ve The Changeling (S02E08)
Yazıyı, Mr. Spock’tan bir alıntıyla tamamlayalım:
Bana hiçkimsenin bir gemi dolusu mantıksız insan kadar umutsuzca ihtiyaç duyacağını sanmıyorum.
Sayfa: 1 2