Gönül Tekin
Programın tamamını izlemek isteyenleri şuraya alalım. – 14 Nisan 2009
Bir süredir mitoloji üzerine akademik araştırma yapıyorum. Özele inecek olursak, mitoloji ve sinema arasındaki bağı çözmeye çalışıyorum. Daha da açık bir ifadeyle, şu sorunun peşindeyim: Nasıl oluyor da bu öyküler, biz insanları bin yıllardır kendilerine bağlamayı, etkilemeyi başarıyor?
Bu soruyu sorunca, ister istemez, psikolojinin alanına giriyorsunuz. Ve o andan itibaren, disiplinler arası zemine geçiş gerçekleşiyor.
Batıda aynı yolu izleyen çok önemli araştırmacılar olduğunu biliyor ve onların eserlerinden sıklıkla faydalanıyordum ama Gönül Tekin’in varlığından geçtiğimiz pazar akşamı, bir TV programı sayesinde haberdar oldum. Harvard Üniversitesi’nde Türk Edebiyatı dersleri veriyormuş.
Kendisinin çalışmaları, benim de çok saygın ve aydınlatıcı bir alan olarak gördüğüm, mitoloji-astronomi ilişkisi üzerinde yoğunlaşıyor. Program boyunca öyle veriler sundu, bizi öyle bir bilgi bombardımanına tuttu ki adeta koltuğuma çivilendim. Benzer verileri Zeitgeist‘ta izlemiş ve bu kadarıyla bile bildiklerimizi sorgulamaya başlamıştık. Gönül hoca, kat be kat fazlasını anlattı. Üstelik, söz konusu belgeselde olduğu gibi Hıristiyan mitolojisiyle sınırlı kalmadı, konuyu Museviliğe, İslam’a, Hinduizm’e ve Divan Edebiyatı’na kadar taşıdı. Hatta bunların günümüzdeki bazı yansımalarına da değindi.
Yine de “söz uçar, yazı kalır” önermesini aklımızdan çıkarmayalım. Bu türden kuramsal bilgiler, bir belgesel yahut TV programında anlatılacaksa kurgusu, akışı çok iyi tasarlanmalıdır. Aksi takdirde her şey birbirine girebilir; özellikle de konuyla ilgili ön okumalar yapmamış izleyiciler için anlamsızlaşabilir. Dürüst konuşmak gerekirse böyle bazı anlar yaşandı. Ancak TV programlarının esas işlevinin yoğun bilgi vermektense enformasyon tabir ettiğimiz, ipucu niteliğindeki bilgi kırıntıları sunmak ve en önemlisi, ilgi yaratmak olduğu düşünülürse, yayının oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim.
Ben kültürleri çok bilinmeyenli denklemlere benzetiyorum. Nasıl ki çok bilinmeyenli bir denklemi çözmek için aynı bilinmeyenlere sahip çok sayıda denkleme ihtiyaç duyuyorsak, aynı şey kültürler için de geçerli. Birinin penceresinden baktığınızda göremediğiniz yahut tamamen anlamsız gelen bazı olgular, farklı bir pencereden aynı manzaraya baktığınızda gözleriniz önünde bir anda aydınlanabiliyor. Gönül Tekin sayesinde, disiplinler arası kültür araştırmalarının toplumumuzda biraz daha talep göreceğini düşünmek istiyorum. Evet, fazla iyimserim.
Araştırmalarım sırasında bazen, toplumumuzda çok sert ve olumsuz tepkilerle karşılanabilecek bazı gerçeklere ulaşıyorum. Dost meclislerinde, tanıdığım ve güvendiğim insanlarla birlikteyken bunları anlatıp içimi dökme olanağı bulsam da aldığım yüksek lisans derslerinde, yani tamamı akademik personel adayı olan kişiler arasında bile konuşmaktan çekindiğim oluyor.
Gönül Hoca da benzer gerçeklere ulaşmış. Program esnasında zaman zaman “Buradan sonrasını anlatamam” deyip konuyu değiştirmeyi tercih etti. Çekincelerini bütünüyle anlıyorum fakat arzum o ki bunları kaleme alsın. Yaşamında kimi felaketlerle yüzleşmekten çekinse de hiç değilse vefatının ardından yayınlanmak üzere bir miras oluştursun. Kendisi için daha uzun ve sağlıklı bir ömür dilediğimse kesindir elbette.
Sempatik ve mütevazı tavırlarının da ne denli şık durduğunu belirtmeden edemeyeceğim.
Hadi bir de klişeye başvuralım: “Yayında emeği geçen herkese teşekkür ederim.”
Tarih:08 Haziran 2009 Saat:13:38
Sayın Prof.Dr.Gönül Tekin’in doktora çalışmasını bana Amerika’ya Harward’a giden bir arkadaşım getirrmişti. Ahmed Daî “Çengname” adlı. Bu o kadar derin ve iyi araştırılmış bir çalışmaydı ki hayran kalmamak elde değil. Kendi doktora tezimde de çok yararlandım. Hocamız gerçekten çok çok değerli. 15 yaşından beri mitoloji ve dünya dinlerine karşı ilgim vardı. Kur’anı, İncili defalarca okudum. Mitoloji, paleontoloji, arkeoloji ve astronomi de ilgi alanlarımın içine girince din konusunda kafamda çelişkiler uyanmaya ve sorgulama başladı bende. Gönül hocanın dediği gibi bütün bu dinlerin kökeninde mitlerin yattığını düşünüyordum. Tv. de Fatih Altaylı’ ve Murat Bardakçı’ın yönettiği teke tek programında Gönül hoca’nın konuşmalarını dinleyince işte dedim kafamda çelişen bütün sorularıma yanıtı bu değerli hocamız veriyor. Ne ilahiyatçısı ne de başkaları bu soruların cevaplarını bilmiyor ve at gözlüğü çerçevesinden bakıyorlardı olaya. Çünkü Gönül hoca gibi derin arkeoloji, kosmografya ve dil terminolojisi gibi konuyu destekleyen diğer ilim dalları yoktu kendilerinde. Gönül hocayı çok sevdim ve ona çok ama çok saygı duyuyorum. Tam bir bilim insanı. Aydın ve derin kültüre sahip. Keşke onu yakından görüp tanıyabilsem. Ve böyle büyük bir insanın ellerini derin bir saygıyla öpebilsem.
Tarih:07 Eylül 2009 Saat:11:07
Kültürel birikimleri ile toplum önüne çıkmayan nice üstadlardan birisini daha tanımakla kendi kültürel zenginliğimize yabancılığımızı bize bir kez daha gösteren Gönül Hocaya sağlıklı uzun ömürler diliyorum.