<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Konvansiyon &#187; Mitoloji</title>
	<atom:link href="http://konvansiyon.net/category/mitoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://konvansiyon.net</link>
	<description>Mitoloji, sanat ve biraz da hayat üzerine...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 17 Aug 2009 19:26:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
		<item>
		<title>Gila Canavarı ve Şahmeran</title>
		<link>http://konvansiyon.net/gila-canavari-ve-sahmeran/</link>
		<comments>http://konvansiyon.net/gila-canavari-ve-sahmeran/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2009 14:24:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bilgelik]]></category>
		<category><![CDATA[gila canavarı]]></category>
		<category><![CDATA[Hipokrat]]></category>
		<category><![CDATA[kolektif bilinçaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Şahmeran]]></category>
		<category><![CDATA[şifa]]></category>
		<category><![CDATA[zehir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.konvansiyon.net/?p=906</guid>
		<description><![CDATA[İsmen hepimizin bildiği Şahmeran ve Navaho mitolojisinin şifacısı gila canavarı arasında şaşırtıcı benzerlikler mevcut.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Navaho</strong> inancında şifa verme gücü, <strong>gila canavarı</strong> (hila diye okunur) adındaki bir sürüngene atfedilir. Bu hayali bir varlık değildir. Kendisine doğada rastlanabilir. Ancak üzerine inşa edilmiş mitolojik bir öykü mevcuttur.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter size-full wp-image-911" title="Gila Canavarı" src="http://www.konvansiyon.net/wp-content/uploads/2009/07/Gila-Canavari.jpg" alt="Gila Canavarı" width="500" height="300" /><br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Buna göre, bir kişi hastalandığında gila canavarı onu parçalarına ayırıp sonra birleştirerek iyileşmesini sağlar. Kişinin bedeni ayrık durumdayken <strong>kanı karıncalar</strong> tarafından, <strong>gözleri</strong> ve <strong>kulakları Güneş</strong> tarafından, <strong>aklı</strong> ise <strong>Konuşan Tanrı</strong> ve <strong>Polen Çocuk</strong> tarafından bir araya getirilir. Ve kişi hayata döner. <strong> </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kalın yazdığımız sembolleri teker teker okuyacağız. Ama önce bir noktaya dikkat çekmekte yarar var: Gila canavarı doğadaki en güçlü zehire sahip hayvanlardan biridir. Bu senaryoyu bir yerden hatırlıyoruz değil mi? <strong>Hipokrat</strong> da, yine zehirli bir sürüngeni, yani yılanı, şifanın sembolü olarak kullanmıştı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Peki Hipokrat&#8217;a bu sembol kimden miras kalmıştı?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kısaca yanıt verelim: <strong>Sümerliler</strong>. Anadolu&#8217;nun çeşitli noktalarında hala görebileceğiniz birbirine dolanmış iki yılan figürü, ilk kez 5 bin yıl kadar önce, Sümerlilerin sağlık ve üreme tanrısı <strong>Ningişzida</strong>&#8216;ya atfen kullanıldı. Sonraları aynı sembol, Romalıların Batı Anadolu&#8217;daki kolonilerinde yine bir sağlık tanrısını, <strong>Asclepius</strong>&#8216;u temsil etti. Hipokrat&#8217;la kurulan bağ şimdi daha açık olmalı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ama gila canavarıyla Anadolu kökenli mitolojilerde bulunan yılan figürü arasındaki en güçlü benzerlik, hepimizin ismen bildiği <strong>Şahmeran</strong>&#8216;da kendisini gösteriyor. Karşılaştırmalı bir çalışma, bize oldukça şaşırtıcı sonuçlar verebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-906"></span>Önce gelin, gila canavarının sembollerini okuyalım. Sonra Şahmeran&#8217;ın öyküsünü anlatırken ortak noktalar kolayca dikkatinizi çekecek.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;Kanı karıncalar tarafından&#8230;&#8221; </strong>Yalnızca bizim kültürümüzde değil, dünyanın neredeyse tüm kültürlerinde karınca, <strong>çalışkanlığı</strong> temsil eder.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;Gözleri ve kulakları Güneş tarafından&#8230;&#8221;</strong> Bu iki organa dikkat. Her ikisi de insanın dış dünyayla iletişim kurmasında başrol oynayan, yegane veri alma araçları. Ve başta Güneş olmak üzere ışık yayan nesneler, pek çok kültürde <strong>bilginin</strong> sembolü.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;Aklı ise Konuşan Tanrı ve Polen Çocuk tarafından&#8230;&#8221;</strong> Tanrının konuşma işlevinin ön plana çıkarılması önemli. Burada diyalog unsurundan söz etmek mümkün. Tabii 11 Eylül sonrası ciklet gibi çiğnenen diyalog sloganları konumuz değil. Burada <strong>bilginin paylaşılması ve farklı kaynaklarla muhakeme edilip zenginleştirilmesi</strong> çabası geçerli. Ya Polen Çocuk? Polen bir üreme organizması. Ve üreme organizmaları genellikle iki anlamda kullanılır: <strong>yaratıcılık ve üretkenlik</strong>. Buna günümüzde de rastlamak mümkün. Yaratıcılığa doğrudan dayanan mesleklerde yeni fikirlerin doğmasına yol açabilecek fikirlere <strong>&#8220;dişi fikir&#8221;</strong> dendiğine sıklıkla rastlarız.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şimdi açıkça söyleyebiliriz ki Navaholar, bu öyküyle kişilere ve toplumlara bir yol, bir formül sunuyor: <strong>Çalışkan ve bilgili olun. Bilginizi paylaşarak zenginleştirin. Yaratıcılığınız ve üretkenliğinizle işleyin. O zaman sağlıklı/bilge olursunuz.</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Pekala, sıra Şahmeran&#8217;da.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter size-full wp-image-930" title="Sahmeran" src="http://www.konvansiyon.net/wp-content/uploads/2009/07/Sahmeran.jpeg" alt="Sahmeran" width="500" height="347" /><br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aslında bu öykü hakkında farklı kaynaklar farklı konuşuyor. Öykünün akışı okuduğum metinlerde değişkenlik gösteriyordu. Güvenilir kaynağın hangisi olduğu, araştırmaya değer bir konu. Yine de incelediğim tüm kaynaklarda Şahmeran üç ortak ve sembolik özellik taşıyor. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bunlardan birincisi, onun <strong>zehirli</strong> oluşu. Eh, insan başına ama yılan bedenine sahip biri için bu olağan bir durum. Öyküdeki kötü kalpli veziri bu yönüyle öldürüyor.<br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İkincisi, <strong>şifa</strong> dağıtması. Öyküdeki hasta sultan, bu sayede iyileşiyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Üçüncüsüyse <strong>sırların ve bilgeliğin koruyucusu</strong> konumunda bulunması. Şahmeran&#8217;ın aşık olduğu genç adam, Camsab, tüm kaynaklarda dünyanın en bilge kişisine dönüşüyor. Kimileri bu bilgeliğiyle yeni vezir ilan edildiğini söylüyor, kimileri onun şifa dağıtmaya ilişkin tüm bilgilere sahip olarak Lokman Hekim&#8217;e dönüştüğünü&#8230; Ama sonuç aynı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zehir, şifa ve bilgelik&#8230; Çok benzer niteliklere sahip iki ayrı sürüngen, dünyanın iki ucunda aynı kavramların sembolü olarak mitolojik karakterler haline gelmiş. Daha da ilginci, defne ağacının hem Helen hem de Aborjin mitolojisinde iffetin sembolü olarak kullanılması gibi, bu durumun birden fazla örneği var. Kolektif bilinçaltı kavramının daha da fazla incelenmesinde yarar olduğu açık.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Provokatif bir soruyla bitireyim: Nükleer teknoloji hakkındaki klişe tartışmayı hepimiz biliriz. <strong>Bomba</strong> olarak da kullanmak mümkün, <strong>tıp ve enerji</strong> alanlarında da. Öyleyse, hangi amaçlarla kullanılacağına karar vermemizi sağlayacak <strong>bilgeliğe</strong> sahip olmalıyız.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Acaba bu öyküler, teknolojinin nasıl kullanılması gerektiği hakkında felsefi/ahlaki birer öğreti işlevi üstlensin diye de üretilmiş olabilirler mi?</span></p>
<p><a href="http://konvansiyon.net">Konvansiyon</a>.</p>.]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://konvansiyon.net/gila-canavari-ve-sahmeran/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Star Trek</title>
		<link>http://konvansiyon.net/star-trek/</link>
		<comments>http://konvansiyon.net/star-trek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 04:59:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Babylon 5]]></category>
		<category><![CDATA[drama analizi]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Star Trek]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay Yolu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.konvansiyon.net/?p=815</guid>
		<description><![CDATA[Star Trek (Uzay Yolu) dizisinin 43 yıllık tarihi boyunca popüler kalabilmesinin ve adeta klasikleşmesinin nedenlerini irdelemeye çalıştığım bir yazı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu kurguyu nasıl okumalı? Farklı dizilerle 25 sezonu devirmiş ve bunun yanında 11 sinema filmine konu olmuş bir yapıtı çok sevilen bir öyküden ibaret görmek olanaksız. Onu nasıl anlamlandırabiliriz?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Öncelikle bazı tarihi yakınlıklara dikkat çekmenin yerinde olacağına inanıyorum: Denizaltı teknolojisinin 1860&#8242;lı yıllardaki gelişimiyle <strong>Denizler Altında 20 Bin Fersah</strong>&#8216;ın 1870&#8242;teki ilk basımı arasındaki paralellik göze ilk çarpan ayrıntılardan biri. Louis Pasteur&#8217;ün 1885 yılında kuduz aşısını bulmasından yalnızca bir yıl sonra, 1886&#8242;da <strong>Dr. Jekyll Mr. Hyde</strong>&#8216;ın ortaya çıkması da tesadüfi değil elbette. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1957 yılında Sovyetler Birliği tarafından fırlatılan ilk uydu olan <strong>Sputnik</strong>&#8216;i de 1962&#8242;de NASA&#8217;nın fırlattığı <strong>Telstar</strong> izlemiş ve <strong>Uzay Yarışı</strong> olarak adlandırıalan bu dönem,1966 yılında, Star Trek&#8217;in yolunu açmıştı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yüzeysel düşündüğümüz takdirde bilimsel ve teknolojik gelişmelerin, popüler kültüre malzeme yarattığını söyleyip mevzuyu bu noktada bırakmak mümkün. Ama istiyorum ki konuyu biraz daha eşeleyelim. Zira Star Trek örneği, hem mitolojilerin doğasını okumakta hem de günümüzde yaşanan kimi değişimlerin ayırdına varmakta kullanabileceğimiz güçlü unsurlar içeriyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-815"></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><br />
</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="font-size: medium;">Uzay Yolu ve Dünya Siyaseti</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dizinin Uzay Yarışı&#8217;na ilişkin algılamalara etkisinden söz ederek işe başlayabiliriz.</span></p>
<blockquote style="text-align: justify;"><p><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;Tarihin Atılgan ismini asla unutmayacağından emin olalım!&#8221;</strong></span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #000000;"><strong>Kaptan Jean-Luc Picard</strong></span></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bizim <strong>Atılgan</strong> olarak andığımız geminin orijinal isminin <strong>USS Enterprise</strong> olduğunu hatırlayalım ve bu ismi parçalarına ayırarak inceleyelim. <strong>USS</strong> ifadesi, haber bültenlerinde sıklıkla duyabildiğimiz bir kısaltma. Açılımı <strong>United States Ship</strong>, yani <strong>Birleşik Devletler Gemisi</strong>. Bu kısaltma, Amerikan ordusuna ait farklı gemiler ama en çok uçak gemileri için kullanılıyor. Nitekim, bugün Amerikan Deniz Kuvvetleri&#8217;nin envanterinde aynı ada sahip bir gemi bulunuyor. Ve bu gemi 1961 yılından beri aktif görevde. </span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="size-full wp-image-855 aligncenter" title="USS Enterprise" src="http://www.konvansiyon.net/wp-content/uploads/2009/07/USS-Enterprise-Small.jpg" alt="USS Enterprise - Small" width="500" height="166" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dizideki USS Enterprise gemisinin açılımıysa <strong>United Space Ship</strong>. Bu uzay gemisi, artık <strong>United Earth</strong> diye bilinen ve Dünya&#8217;nın her yanına egemen olan tek devlete aittir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Peki Enterprise sözcüğünde dikkatimizi çekmesi gereken ne? Enterprise, İngilizcede girişim, atılım ve serüven gibi kavramların karşılığı olarak kullanılıyor. Ve nitekim, her bölümün başında Kaptan Kirk, geminin görevini şöyle tanımlıyor: </span></p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Geminin beş yıllık görevi, yeni gezegenleri keşfetmek, bilmediğimiz yaşam formlarını ve medeniyetleri aramak, kısacası, daha önce hiçbir insanın gitmediği yerlere gitmektir.</strong></span></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Öyleyse Atılgan sözcüğünün isabetli bir çeviri olduğunu söylemek mümkün. Ancak gözden kaçırılmaması gereken, Enterprise sözcüğünün aynı zamanda <strong>&#8220;ticari girişim&#8221;</strong> anlamında da kullanıldığıdır. Biz de iş adamlarına <strong>&#8220;girişimci&#8221;</strong> demiyor muyuz?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Özetleyelim. Dizinin kurgusunda Dünya, tek devletin bayrağı altında birleşmiş ve Enterprise, yani Atılgan kadar Girişim olarak da okunabilecek bir gemi tarafından temsil edilmektedir. Amerikan kültür endüstrisi, bu diziyle Soğuk Savaş&#8217;ın sonucuna ilişkin bir öngörüde bulunmaktadır. Üstelik daha da ileri gitmekte ve gelecekte tüm gezegenin ABD&#8217;nin temsil ettiği değerler çerçevesinde şekilleneceğini iddia etmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dizinin kurgusuyla dönemin siyasi koşulları arasındaki paralelliği yeterince açıklığa kavuşturduk diye düşünüyorum. Ayrıntılara indikçe, özellikle de karakterlerin etnik kökenlerine odaklandıkça, saptamalarımızı destekleyecek pek çok örnek üretebiliriz ama bu kadarı yeterli. Durum ortada.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ancak hala eksik olan noktalar var. Bu kurgu nasıl oldu da Uzay Yarışı&#8217;nın, hatta Soğuk Savaş&#8217;ın bile geride kaldığı günümüzde hala seviliyor ve yeni yapımlarla varlığını sürdürüyor? Siyasi okumalar, bu olguyu açıklamakta yetersiz. En başta kısaca dile getirdiğimiz, bilimsel ve teknolojik ilerlemelerle popüler kültür arasındaki ilişkiyi biraz derinleştirmek, yeni bir takım alanları aydınlatabilir.</p>
<p><a href="http://konvansiyon.net">Konvansiyon</a>.</p>.]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://konvansiyon.net/star-trek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şimşeğin Yolculuğu</title>
		<link>http://konvansiyon.net/simsegin-yolculugu/</link>
		<comments>http://konvansiyon.net/simsegin-yolculugu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 May 2009 15:19:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Franklin]]></category>
		<category><![CDATA[Buddha]]></category>
		<category><![CDATA[Kronos]]></category>
		<category><![CDATA[Olympos]]></category>
		<category><![CDATA[sembol]]></category>
		<category><![CDATA[şimşek]]></category>
		<category><![CDATA[Zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.konvansiyon.net/?p=799</guid>
		<description><![CDATA[Hint mitolojisi, dünyaca ünlü bir ustanın emrinde harp tekniklerini öğrenen genç bir prensten söz eder. Eğitiminin sonunda Beş Silahlı Prens ünvanını alan bu genç adam, ordusuna katılmak üzere kral babasının şehrine dönerken bir ormanın kenarına gelir. Yakınlardaki  köyün sakinleri onu uyarır: &#8220;Saygıdeğer prens, bu ormana girmeyin. İçinde bir dev yaşar ve gördüğü herkesi öldürür.&#8221; Prens [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hint mitolojisi, dünyaca ünlü bir ustanın emrinde harp tekniklerini öğrenen genç bir prensten söz eder. Eğitiminin sonunda </span><strong><span style="color: #000000;">Beş Silahlı Prens</span></strong><span style="color: #000000;"> ünvanını alan bu genç adam, ordusuna katılmak üzere kral babasının şehrine dönerken bir ormanın kenarına gelir. Yakınlardaki  köyün sakinleri onu uyarır: </span><strong><span style="color: #000000;">&#8220;Saygıdeğer prens, bu ormana girmeyin. İçinde bir dev yaşar ve gördüğü herkesi öldürür.&#8221;</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Prens bu sözlere aldırmaz ve yoluna devam eder. Az sonra devle karşılaşır. Dev ona </span><strong><span style="color: #000000;">&#8220;Dur!&#8221;</span></strong><span style="color: #000000;"> der, </span><strong><span style="color: #000000;">&#8220;Benim esirimsin.&#8221;</span></strong><span style="color: #000000;"><br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ancak prens ne kaçacak ne de teslim olacaktır. Dövüşmeyi ve gücünü sınamayı tercih eder. Beş silahının beşini de kullanır. Ne var ki devin teninde bir çizik bile açamaz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-799"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Yine de pes etmemeye kararlıdır. Yumruklarını, tekmelerini ve kafasını kullanarak saldırır. Nafile&#8230;<br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Dev en ufak bir hasar almamasına karşın şaşırmıştır. Kendisini gören herkes ölesiye korkarken bu genç adamın bunca cesur durması ve saldırmayı sürdürmesi onu düşündürür: </span><strong><span style="color: #000000;">&#8220;Bu aslan gibi bir adam, soylu bir doğumun adamı &#8211; adam değil yalnızca! Benim gibi bir dev tarafından yakalandığı halde ne titriyor, ne sarsılıyor! Bu yolda durdum duralı onun bir eşini görmedim! Tuhaf, niye korkmuyor?&#8221;</span></strong><span style="color: #000000;"><br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Prens onu şöyle yanıtlar: </span><strong><span style="color: #000000;">&#8220;Senden korkmamın bir anlamı yok zira yaşamda ölüm mutlak bir şeydir. Dahası, karnımda silah olarak bir şimşek var. Beni yesen de, o silahı hazmedemezsin. İçini dilimlere, parçalara ayıracak ve öldürecek seni. O zaman ikimiz de yok olacağız.&#8221;</span></strong><span style="color: #000000;"><br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Prensin sözünü ettiği şimşek, </span><strong><span style="color: #000000;">bilgelik</span></strong><span style="color: #000000;">tir. Ve biz bu prensin adını, önceki bir yaşantısından biliyoruz: </span><strong><span style="color: #000000;">Buddha</span></strong><span style="color: #000000;">.<br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Ama şimşek yalnızca Buddha&#8217;nın bilgeliğini simgelemez. Eski Mezopotamya&#8217;da Asur ve Babil medeniyetlerinden miras resimlerde de aynı bağlantıya rastlarız.<br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Ve elbette Yunanistan&#8217;da. Zeus&#8217;un sembolünün şimşek olduğunu herhalde hepimiz biliriz. Gel gelelim, Zeus&#8217;un Kronos&#8217;la karşılaşmasını pek azımız okumuştur.<br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="color: #000000;">Kronos</span></strong><span style="color: #000000;">, Olimpos Dağı&#8217;ndaki tanrıların çoğunu yutar ancak tıpkı devle karşılaşan Buddha örneğinde olduğu gibi, şimşek sembolünü taşıyan kahramana zarar veremez.<br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Bu noktada ortaya iki kelime atalım. Kronoloji ve kronometre. Doğru tahmin! </span><strong><span style="color: #000000;">Kronos, Yunan mitolojisinde zamanın sembolüdür.</span></strong><span style="color: #000000;"><br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Şimdi sembol dilini tercüme edelim: </span><strong><span style="color: #000000;">Zaman her şeyi öğütebilir ama bilgeliği asla.</span></strong><span style="color: #000000;"><br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Şimşek, bin yıllar sonra kıtaları aşacak ve Amerika&#8217;da kendisini gösterecektir. Elinde uçurtmasıyla fırtınalı havada elektriği yakalayan </span><strong><span style="color: #000000;">Benjamin Franklin</span></strong><span style="color: #000000;">, şimşeğin modern dünyadaki efendisi rolünü üstlenecek ve pozitif bilimin büyük kahramanları arasına girecektir.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">V</span><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">e günlük dile yerleşen </span><strong><span style="color: #000000;">“Kafamda bir şimşek çaktı”</span></strong><span style="color: #000000;"> gibi ifadeler, sembolü sonsuzluğa taşıyacaktır.</span></span><br />
</span></p>
<p><a href="http://konvansiyon.net">Konvansiyon</a>.</p>.]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://konvansiyon.net/simsegin-yolculugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fantazya ve Bilim-Kurgu Yazarları İçin Kaynak</title>
		<link>http://konvansiyon.net/fantazya-ve-bilim-kurgu-yazarlari-icin-kaynak/</link>
		<comments>http://konvansiyon.net/fantazya-ve-bilim-kurgu-yazarlari-icin-kaynak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2009 06:22:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Keşif]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bilim-kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Fantasy Worldbuilding Questions]]></category>
		<category><![CDATA[fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[Patricia C. Wrede]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.konvansiyon.net/?p=475</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de fantazya ya da bilim-kurgu temalı yaratıcı yazarlığa yakınlık hisseden insanlar için ne yazık ki ciddi boyutlarda kaynak sıkıntısı mevcut. Bu alanda çalışma yapmak isteyen insanların büyük çoğunluğunun İngilizceye hakim olması bir avantajsa da, araştırma merakımızın çocukluktan itibaren eksik bırakılması, yabancı kaynaklara ulaşmak noktasında isteksizliğe ve eylemsizliğe neden oluyor. İşte bu ve bunun gibi sorunların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Türkiye&#8217;de fantazya ya da bilim-kurgu temalı yaratıcı yazarlığa yakınlık hisseden insanlar için ne yazık ki ciddi boyutlarda kaynak sıkıntısı mevcut. Bu alanda çalışma yapmak isteyen insanların büyük çoğunluğunun İngilizceye hakim olması bir avantajsa da, araştırma merakımızın çocukluktan itibaren eksik bırakılması, yabancı kaynaklara ulaşmak noktasında isteksizliğe ve eylemsizliğe neden oluyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">İşte bu ve bunun gibi sorunların bir parça olsun üstesinden gelebilmek için Konvansiyon bünyesinde, okuma önerilerinin ötesine geçen, hazır kaynaklara yer vermek istiyorum. Ve bu amaçla, çok değerli bir çaba olarak gördüğüm, Patricia C. Wrede&#8217;nin, </span><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://www.sfwa.org/writing/worldbuilding1.htm" target="_blank"><span style="color: #000000;">Fantasy Worldbuilding Questions</span></a></span></strong><span style="color: #000000;"> adlı belgesini Türkçe&#8217;ye çevirmekteyim.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Konuyla ilgilenenleri, </span><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://www.konvansiyon.net/proje-fantastik-dunya-yaratma-sorulari/" target="_blank"><span style="color: #000000;">proje ana sayfasına</span></a></span></strong><span style="color: #000000;"> davet ediyorum. Bundan mutlaka faydalanın.</span></span></p>
<p><a href="http://konvansiyon.net">Konvansiyon</a>.</p>.]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://konvansiyon.net/fantazya-ve-bilim-kurgu-yazarlari-icin-kaynak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>And they lived happily ever after&#8230;</title>
		<link>http://konvansiyon.net/and-they-lived-happily-ever-after/</link>
		<comments>http://konvansiyon.net/and-they-lived-happily-ever-after/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2009 01:11:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Canavar]]></category>
		<category><![CDATA[Geppetto]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel ve Çirkin]]></category>
		<category><![CDATA[Kibritçi Kız]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[peri]]></category>
		<category><![CDATA[Pinokyo]]></category>
		<category><![CDATA[Rapunzel]]></category>
		<category><![CDATA[Shrek]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuyan Güzel]]></category>
		<category><![CDATA[Yalancı Çoban]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.konvansiyon.net/?p=197</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Birkaç yıl önce bitirme projem için küçük bir öykü yazmıştım. Başrolünde Pinokyo vardı ve Shrek serisinde olduğu gibi, alternatif bir akışla, bilinen pek çok masal kahramanını bir araya getiriyordu. Shrek kadar güldürü ağırlıklı değildi ama bir bakıma eğlenceli buluyordum. Zaman içinde bu öyküye daha da kanım ısındı. Ve geçenlerde tembelliğimi yenip metni elden geçirdim. Biraz tamirat ve biraz süslemeyle her şey güzelleşebiliyor. Siz de bir bakın, umarım beğenirsiniz.</p>

<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bir zamanlar, yani develerin eğri boyunlu ve meyvelerin hala tatlı olduğu; şimşeğin şimşek, güneşin güneş bilindiği zamanlarda; anladınız işte, zamanın hala zaman olduğu zamanlarda, Geppetto adında yaşlı bir marangoz yaşarmış...</strong></p>
</blockquote>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Birkaç yıl önce bitirme projem için küçük bir öykü yazmıştım. Başrolünde Pinokyo vardı ve Shrek serisinde olduğu gibi, alternatif bir akışla, bilinen pek çok masal kahramanını bir araya getiriyordu. Shrek kadar güldürü ağırlıklı değildi ama bir bakıma eğlenceli buluyordum. Zaman içinde bu öyküye daha da kanım ısındı. Ve geçenlerde tembelliğimi yenip metni elden geçirdim. Biraz tamirat ve biraz süslemeyle her şey güzelleşebiliyor. Siz de bir bakın, umarım beğenirsiniz.</span></p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000;">Bir zamanlar, yani develerin eğri boyunlu ve meyvelerin hala tatlı olduğu; şimşeğin şimşek, güneşin güneş bilindiği zamanlarda; anladınız işte, zamanın hala zaman olduğu zamanlarda, Geppetto adında yaşlı bir marangoz yaşarmış&#8230;</span></strong></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-197"></span><span style="color: #000000;">Geppetto&#8217;nun evi şirin bir kasabanın yakınlarında, insana huzur veren bir ormanın içindeymiş. Ormanın huzuruna diyeceği yokmuş ama bir yanıyla hep eksik hissediyormuş Geppetto: Yalnızmış.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yalnızlık fenadır malumunuz; insanı hasta eder. Geppetto, kendisine arkadaşlık etmesi için bir kukla yapmış ve adını da Pinokyo koymuş. Masalın bu kısmına herkes aşina, o yüzden hızlı ilerliyorum. Pinokyo, sihirli bir ağaçtan yapıldığı için, bir gün canlanıvermiş.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Körün istediği bir göz, Tanrı verdi iki göz. Geppetto artık arkadaşından da öte, oğlu biliyormuş Pinokyo&#8217;yu. Elinden geldiğince babalık etmeye çalışmış ona. Ama zaman geçtikçe Pinokyo&#8217;nun yegâne kusurunu, yani yalan söylediğini ve her yalan söylediğinde burnunun uzadığını fark etmiş Geppetto. Ve o zaman anlamış ki oğlunun doğruyu, yanlışı ayırt edebilmesi için okula gitmesi gerek.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Okula gitme fikri Pinokyo&#8217;nun hoşuna gittiyse de kısa sürede hayal kırıklığına dönüşmüş. Diğer çocuklar, insan olmadığı için onunla alay etmişler. Oyunlarına almamışlar. Orasını burasını çekiştirmişler. Gerisini anlatmayayım, çocukların bazen ne kadar zalim olabileceklerini bilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zavallı Pinokyo&#8217;nun boynu bükülmüş. Okula gitmek artık hiç içinden gelmiyormuş. Böylece dersleri asmaya başlamış. Her sabah okula diyerek evden çıkıyor ve aylak aylak dolaşıyormuş.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir süre sonra buna iyice alışmış. Hani neredeyse okulun yolunu bile unutmuş. Yakın bahçelerden meyve aşırmak, sapanla milletin camını kırmak ve aklınıza gelebilecek her türlü haylazlıkta ustalaşmış.  Ama bir gün eğlenceye öyle dalmış ki vaktin nasıl geçtiğini anlayamamış.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gün batmış, gece çökmüş. Ve Pinokyo, karanlıkta yolunu kaybetmiş.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p><a href="http://konvansiyon.net">Konvansiyon</a>.</p>.]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://konvansiyon.net/and-they-lived-happily-ever-after/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
