<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Konvansiyon &#187; Mitoloji</title>
	<atom:link href="http://konvansiyon.net/category/mitoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://konvansiyon.net</link>
	<description>Mitoloji, sanat ve biraz da hayat üzerine...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 20 Nov 2010 11:19:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=</generator>
		<item>
		<title>Dead Of Night</title>
		<link>http://konvansiyon.net/dead-of-night/</link>
		<comments>http://konvansiyon.net/dead-of-night/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Nov 2010 11:19:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Keşif]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[B Film]]></category>
		<category><![CDATA[Dead Of Night]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Rol Yapma Oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[RPG]]></category>
		<category><![CDATA[Steampower Publishing]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://konvansiyon.net/?p=1043</guid>
		<description><![CDATA[B film ve korku sineması atmosferini masaüstünde yaşatmayı hedefleyen rol yapma oyunu Dead Of Night üzerine ayrıntılı izlenimlerim. Eser, Steampower Publishing'den Andrew Kenrick'in imzasını taşıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://steampowerpublishing.files.wordpress.com/2010/04/werewolfsmall.jpg" target="_blank"><img class="alignright" style="margin-left: 20px;" title="Dead Of Night" src="http://steampowerpublishing.files.wordpress.com/2010/04/werewolfsmall.jpg?w=202&amp;h=300" alt="" width="202" height="298" /></a>Bunun ne kadar farkındasınız bilmem ama bağımsız kitap yayıncılığı, özellikle rol yapma oyunları alanında müthiş bir atılım gerçekleştiriyor. <a href="http://www.indiepressrevolution.com" target="_blank"><strong><span style="color: #000000;">Indie Press Revolution</span></strong></a> ya da <a href="http://www.rpgnow.com/" target="_blank"><strong><span style="color: #000000;">RPGNow</span></strong></a> gibi siteleri düzenli olarak takip edenler beni mutlaka onaylayacaktır ama bu yöne doğru biraz daha dikkat çekilmesinde yarar görüyorum. Ve sanırım bunun için elimden gelenin en iyisi, bu atılımın en yeni ürünlerinden <strong>Dead Of Night</strong> hakkında ayrıntılı bir inceleme yazmak olacak.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dead Of Night, <a href="http://steampowerpublishing.com" target="_blank"><strong><span style="color: #000000;">Steampower Publishing</span></strong></a>&#8216;den <strong>Andrew Kenrick</strong>&#8216;in imzasını taşıyor. Sistemin amacı, B Film ve korku sineması atmosferini masaüstünde yaşatabilmek. &#8220;Kamp ateşi çevresinde anlatılan ürpertici öykülerin hissini&#8221; ve ne kadar dalga geçsek de kopamadığımız film klişelerini canlandırma fikrine odaklanarak tasarlanmış. Bu türden filmlerin büyük bir hayranı olarak, oyunun derhal ilgimi çektiğini söyleyebilirim.<span id="more-1043"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><br />
</span></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #000000;">Önce Genel Bir Bakış</span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://steampowerpublishing.files.wordpress.com/2010/04/unhallowed2.jpg" target="_blank"><img class="alignleft" style="margin-right: 20px;" title="Unhallowed" src="http://steampowerpublishing.files.wordpress.com/2010/04/unhallowed2.jpg?w=202&amp;h=300" alt="" width="202" height="300" /></a>Dead Of Night aslında 2005&#8242;ten beri var olan bir oyun. Ama yakın zaman önce köklü bir revizyondan geçmiş ve inceleme fırsatı bulduğum ikinci sürümü piyasaya sürülmüş. Bu ikinci sürüm için kitabın görsel tasarımını hazırlama görevi <strong>Paul Bourne</strong>&#8216;a verilmiş ki bunun çok doğru bir karar olduğunu, ön kapaktan arka kapağa dek, kitabın her yerinde görebiliyorsunuz. Kendisi gerçekten çok başarılı bir sanatçı. Kitabın genel mizanpajı yanında, temaya çok uygun, hayali film afişleri hazırlamış ve arzu edilen atmosferi çok iyi yansıtmış.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Görsellerdeki bu yüksek kalite, kitabın bu işten gerçekten anlayan profesyonellerin elinden çıktığı izlenimini veriyor. Ve kitabın tamamını satır satır okuduktan sonra söyleyebilirim ki bu izlenim, daha derinlemesine bir incelemede de kaybolmuyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çok sayıda masaüstü RPG sistemini inceleyenler bilir, bazen bir sistemin karmaşıklığı yanında bilgilerin sunumundan kaynaklanan belirsizlikler, oyunun kurallarını iyice anlaşılmaz hale getirebilir. Ancak Dead Of Night&#8217;ta bu durumla kesinlikle karşılaşmıyorsunuz. Oyunun tüm kuralları, son derece derli toplu sunulmuş. Gereken tüm bilgileri edinirken aklınızda hiç boşluk kalmıyor. Her bir kuralın olası kullanımları ve istisnaları hemen sunulmuş. Böylece hangi durumda nasıl bir yol izlemenin uygun olacağını kestirmekte zorlanmıyorsunuz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ayrıca, cinsiyeti bilinmeyen kişiler söz konusu olduğunda o kişiden, ilerici bir ön kabulle &#8220;<strong>She</strong>&#8221; zamirini kullanarak bahsetmeyi yeğlemişler ki bu tavrın desteğe layık olduğuna inanıyorum. Bağımsız yayıncılıkta buna sıklıkla rastlıyoruz ve bu tercihi çok olumlu buluyorum.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><br />
</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="color: #000000;"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #000000;">Peki Ya Kurallar?</span></span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Öncelikle, bağımsız RPG&#8217;leri <strong>D&amp;D</strong>, <strong>Pathfinder</strong> ve <strong>WOD</strong> başta olmak üzere büyük sistemlerden ayıran temel unsurun kuralları olduğunu söyleyebiliriz. Büyük sistemler büyük çaplı epik maceralar ve gerçekçiliği andıran olasılık hesapları için kural setleri sunuyor. Buna karşılık bağımsız oyunlar -futbol tabiriyle haddini bilerek oynuyor- diyebiliriz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Genellikle dar bir alana/temaya odaklanıyor ve bu dar alandaki neredeyse tüm durumları kapsayacak, ana akımda kolay kolay görülemeyecek düzeyde ayrıntılı ve esprili bir yapı geliştiriyor. Bu alanın/temanın dışına çıkıldığında eksik kalabiliyorlar ama siz de farklı bir tema için farklı bir oyun/sistem alternatifi aramanız gerektiğini biliyorsunuz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Evet, Dead Of Night&#8217;ta karşılaştığımız durum da aynen budur. Sistem, B Film ve korku sineması türlerine gerçekten temas edebiliyor. &#8220;Karakter&#8221; teriminin, oyun jargonu içinde &#8220;<strong>Kurban</strong>&#8221; diye ifade edilmesi bunun bir örneği. Ama sanırım, bunun en çarpıcı sunumu, <strong>Survival Point</strong> mekaniğinde ortaya çıkıyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Survival Point, pek çok RPG&#8217;den alışık olduğumuz <strong>Hit Point</strong>&#8216;in yanı sıra daha az sayıda RPG&#8217;de rastladığımız <strong>Sanity Point</strong> kavramlarını birleştiriyor. Ama bununla kalmıyor, kimi durumlarda aracınızdaki benzinin, yahut silahınızdaki merminin miktarı gibi unsurları ölçmekte kullanılabiliyor. Örnek vermek gerekirse, bir kurtadamla karşı karşıyaysanız ve elinizde 5 gümüş merminiz varsa bu durumu 5 Survival Point diye tanımlıyoruz. Burada somut bir akıl ya da beden sağlığı yerine insanın kurtadam karşısındaki kazanma ya da hayatta kalma şansına odaklanıyoruz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ya da <strong>Walking Dead</strong>&#8216;in ikinci bölümündeki meşhur zombi kamuflajı sahnesini düşünelim. Zombilerin arasında yürüyen karakterlerin üzerindeki zombi kokusunun miktarı, onların Survival Point&#8217;i olarak düşünülmeli. Yağmurla birlikte bunu kaybediyor ve canlarını zor kurtarıyorlardı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Survival Point kısaca, öyküdeki rolünüzün sonuna ne kadar yaklaştığınızı ifade ediyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ancak Survival Point&#8217;ler aktif olarak da kullanılabiliyor. Yani belirli noktalarda bir Survival Point feda ederek çeşitli avantajlar elde edebiliyorsunuz. Örneğin karanlık bir ortamda &#8220;Şimdi hatırladım, benim çantamda bir el feneri olacaktı&#8221; dediğinizde, bir Survival Point harcayıp onu orada bulabiliyorsunuz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Söz konusu Survival Point&#8217;leri kazanmak olunca, Dead Of Night, B Filmlere gerçekten selam duruyor. <strong>Kural setine göre bir karakter kendisini yahut grubunu film klişelerine uygun olarak tehlikeye atması durumunda bir Survival Point kazanıyor.</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Elbette burada yer veremediğim çok sayıda Survival Point kazanma ve kaybetme yöntemi mevcut.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Survival Point&#8217;in yanı sıra oyun yöneticisinin gücünü sınırlayan ve ona yol gösteren <strong>Tension Point</strong>, karakterleri işleri batırmaya yöneltip daha bir eğlenceli hale getiren <strong>Bad Habits</strong> gibi unsurlarla Dead Of Night, çok sade ama işlediği temaya çok uygun bir yapı sunuyor. Kurallara çok hakim bir GM, oyuncuların bilmesi gereken her şeyi <strong>15-20 dk.</strong> içinde rahatlıkla anlatabilir. Karakter yaratımları da her oyuncu için <strong>15&#8242;er dakikayı</strong> geçmeyecektir. <strong>2 tane de 10&#8242;luk zarınız</strong> varsa tamamdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><br />
</span></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #000000;">Nasıl Bir Oyun Deneyimi?</span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Oyuncuların canlarına kast eden bir katilin, hayaletin yahut canavarın da yaratımıyla, bir Dead Of Night seansına hızla başlamak mümkün. Odaklandığı türün klişelere ve kötü fikirlere dayanması sayesinde çok incelikle düşünülmüş orijinal buluşlara da ihtiyacınız olmuyor ve her bir seans için gereken hazırlık minimum düzeyde kalıyor. Böylece oyun buluşmaları, convention&#8217;lar başta olmak üzere, bir grup insanın tek seanslık oyunlar oynamak üzere toplandığı sosyal ortamlarda harika bir alternatif haline geliyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ayrıca, bir arkadaşınızın evinde 4-5 kişi toplandıysanız ve yapacak şey bulamıyorsanız, derhal bir Dead Of Night seansına başlayabilirsiniz ve geceniz epey eğlenceli geçebilir. <strong>Total Party Kill</strong> gibi, pek çok RPG&#8217;de kaçınılması tavsiye edilen bir durum, <strong>teen slasher</strong> türünün canlandırıldığı bir oyunda eğlence haline gelebiliyor. Zombiler tarafından ısırılıp kendisi de bir zombiye dönüşen oyuncunun masadan kalkması gerekmiyor. Zombi olarak oyuna devam edebiliyor. Ve Tension Point mekaniği, GM&#8217;e farklı anlarda nasıl bir atmosfer yaratması, senaryo ne zaman ve nasıl ilerletmesi gerektiği konusunda çok bağlayıcı olmayan ama kesinlikle faydalı önerilerde bulunuyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dead Of Night sisteminin en iddialı olduğu konulardan biri bu hızlı yapısı. Ve kitabın neredeyse yarısında GM&#8217;lere bu açıdan yararlı olacak makalelere yer verilmiş. Bu noktada Andrew Kenrick&#8217;e çok sayıda oyun tasarımcısı, yazarı ve GM katılmış. Farklı insanların tarzlarını, önerilerini okuyarak kendinize uygun bir tarz yaratmanız mümkün. <strong>Toolbox Of Terror</strong> başlıklı bölümü, farklı canavar ve korku türlerinin oyunculara nasıl sunulması gerektiği konusunda, her türlü sisteme uyarlanabilir fikirler veriyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><br />
</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #000000;">Sonuç Olarak</span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Henüz bir seans oynama/oynatma fırsatı bulamamış olsam da Dead Of Night&#8217;ın bir ürün olarak beni gayet tatmin ettiğini söyleyebilirim. Ödediğim parayı kesinlikle hak ettiğini hissettiren, harika bir kitap okudum. Yalnızca B Film klişelerini derledikleri liste bile insanı gülümsetmeye yetiyor. Ve evet, bunca sözün üzerine bu oyunu herkese tavsiye ediyorum. Bir zamanların VHS furyasına, o parazitli, cızır cızır kayıtlara çeşitli kanalların gece yarısı sonrası yayınladığı ipten kazıktan kopmuş filmlere özlem duyuyorsanız eğer, Dead Of Night&#8217;a mutlaka bir şans verin.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Oyunun 7 sayfalık PDF önizlemesine <a href="http://steampowerpublishing.files.wordpress.com/2010/06/don_preview.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #000000;">şuradan</span></strong></a> ulaşabilirsiniz. Satın almak isteyenler de <a href="http://steampowerpublishing.com/shop-2/" target="_blank"><strong><span style="color: #000000;">şöyle</span></strong></a> buyursunlar. Ayrıca, 2005 yılından sonra, oyunun ilk sürümü için çıkan ek senaryolar da PDF satış sistemlerinde bulunabiliyor. Onlara da göz atmanızı öneririm. Örneğin <strong>Night Of The Santa Claws</strong> adlı macera ücretsiz olarak <a href="http://www.rpgnow.com/product_info.php?products_id=29080&amp;it=1" target="_blank"><strong><span style="color: #000000;">şuradan</span></strong></a> dağıtılıyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">En kısa zamanda bir masa açabilirsek, onun raporunu da burada paylaşacağım. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler. Özgürlüğünden de kalitesinden de taviz vermeyen bu harikulade kültüre ilginizi biraz olsun çekebildiysem ne ala.</span></p>
<p><a href="http://konvansiyon.net">Konvansiyon</a>.</p>.]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://konvansiyon.net/dead-of-night/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gila Canavarı ve Şahmeran</title>
		<link>http://konvansiyon.net/gila-canavari-ve-sahmeran/</link>
		<comments>http://konvansiyon.net/gila-canavari-ve-sahmeran/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2009 14:24:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bilgelik]]></category>
		<category><![CDATA[gila canavarı]]></category>
		<category><![CDATA[Hipokrat]]></category>
		<category><![CDATA[kolektif bilinçaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Şahmeran]]></category>
		<category><![CDATA[şifa]]></category>
		<category><![CDATA[zehir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.konvansiyon.net/?p=906</guid>
		<description><![CDATA[İsmen hepimizin bildiği Şahmeran ve Navaho mitolojisinin şifacısı gila canavarı arasında şaşırtıcı benzerlikler mevcut.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Navaho</strong> inancında şifa verme gücü, <strong>gila canavarı</strong> (hila diye okunur) adındaki bir sürüngene atfedilir. Bu hayali bir varlık değildir. Kendisine doğada rastlanabilir. Ancak üzerine inşa edilmiş mitolojik bir öykü mevcuttur.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter size-full wp-image-911" title="Gila Canavarı" src="http://www.konvansiyon.net/wp-content/uploads/2009/07/Gila-Canavari.jpg" alt="Gila Canavarı" width="500" height="300" /><br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Buna göre, bir kişi hastalandığında gila canavarı onu parçalarına ayırıp sonra birleştirerek iyileşmesini sağlar. Kişinin bedeni ayrık durumdayken <strong>kanı karıncalar</strong> tarafından, <strong>gözleri</strong> ve <strong>kulakları Güneş</strong> tarafından, <strong>aklı</strong> ise <strong>Konuşan Tanrı</strong> ve <strong>Polen Çocuk</strong> tarafından bir araya getirilir. Ve kişi hayata döner. <strong> </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kalın yazdığımız sembolleri teker teker okuyacağız. Ama önce bir noktaya dikkat çekmekte yarar var: Gila canavarı doğadaki en güçlü zehire sahip hayvanlardan biridir. Bu senaryoyu bir yerden hatırlıyoruz değil mi? <strong>Hipokrat</strong> da, yine zehirli bir sürüngeni, yani yılanı, şifanın sembolü olarak kullanmıştı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Peki Hipokrat&#8217;a bu sembol kimden miras kalmıştı?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kısaca yanıt verelim: <strong>Sümerliler</strong>. Anadolu&#8217;nun çeşitli noktalarında hala görebileceğiniz birbirine dolanmış iki yılan figürü, ilk kez 5 bin yıl kadar önce, Sümerlilerin sağlık ve üreme tanrısı <strong>Ningişzida</strong>&#8216;ya atfen kullanıldı. Sonraları aynı sembol, Romalıların Batı Anadolu&#8217;daki kolonilerinde yine bir sağlık tanrısını, <strong>Asclepius</strong>&#8216;u temsil etti. Hipokrat&#8217;la kurulan bağ şimdi daha açık olmalı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ama gila canavarıyla Anadolu kökenli mitolojilerde bulunan yılan figürü arasındaki en güçlü benzerlik, hepimizin ismen bildiği <strong>Şahmeran</strong>&#8216;da kendisini gösteriyor. Karşılaştırmalı bir çalışma, bize oldukça şaşırtıcı sonuçlar verebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-906"></span>Önce gelin, gila canavarının sembollerini okuyalım. Sonra Şahmeran&#8217;ın öyküsünü anlatırken ortak noktalar kolayca dikkatinizi çekecek.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;Kanı karıncalar tarafından&#8230;&#8221; </strong>Yalnızca bizim kültürümüzde değil, dünyanın neredeyse tüm kültürlerinde karınca, <strong>çalışkanlığı</strong> temsil eder.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;Gözleri ve kulakları Güneş tarafından&#8230;&#8221;</strong> Bu iki organa dikkat. Her ikisi de insanın dış dünyayla iletişim kurmasında başrol oynayan, yegane veri alma araçları. Ve başta Güneş olmak üzere ışık yayan nesneler, pek çok kültürde <strong>bilginin</strong> sembolü.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;Aklı ise Konuşan Tanrı ve Polen Çocuk tarafından&#8230;&#8221;</strong> Tanrının konuşma işlevinin ön plana çıkarılması önemli. Burada diyalog unsurundan söz etmek mümkün. Tabii 11 Eylül sonrası ciklet gibi çiğnenen diyalog sloganları konumuz değil. Burada <strong>bilginin paylaşılması ve farklı kaynaklarla muhakeme edilip zenginleştirilmesi</strong> çabası geçerli. Ya Polen Çocuk? Polen bir üreme organizması. Ve üreme organizmaları genellikle iki anlamda kullanılır: <strong>yaratıcılık ve üretkenlik</strong>. Buna günümüzde de rastlamak mümkün. Yaratıcılığa doğrudan dayanan mesleklerde yeni fikirlerin doğmasına yol açabilecek fikirlere <strong>&#8220;dişi fikir&#8221;</strong> dendiğine sıklıkla rastlarız.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şimdi açıkça söyleyebiliriz ki Navaholar, bu öyküyle kişilere ve toplumlara bir yol, bir formül sunuyor: <strong>Çalışkan ve bilgili olun. Bilginizi paylaşarak zenginleştirin. Yaratıcılığınız ve üretkenliğinizle işleyin. O zaman sağlıklı/bilge olursunuz.</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Pekala, sıra Şahmeran&#8217;da.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter size-full wp-image-930" title="Sahmeran" src="http://www.konvansiyon.net/wp-content/uploads/2009/07/Sahmeran.jpeg" alt="Sahmeran" width="500" height="347" /><br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aslında bu öykü hakkında farklı kaynaklar farklı konuşuyor. Öykünün akışı okuduğum metinlerde değişkenlik gösteriyordu. Güvenilir kaynağın hangisi olduğu, araştırmaya değer bir konu. Yine de incelediğim tüm kaynaklarda Şahmeran üç ortak ve sembolik özellik taşıyor. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bunlardan birincisi, onun <strong>zehirli</strong> oluşu. Eh, insan başına ama yılan bedenine sahip biri için bu olağan bir durum. Öyküdeki kötü kalpli veziri bu yönüyle öldürüyor.<br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İkincisi, <strong>şifa</strong> dağıtması. Öyküdeki hasta sultan, bu sayede iyileşiyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Üçüncüsüyse <strong>sırların ve bilgeliğin koruyucusu</strong> konumunda bulunması. Şahmeran&#8217;ın aşık olduğu genç adam, Camsab, tüm kaynaklarda dünyanın en bilge kişisine dönüşüyor. Kimileri bu bilgeliğiyle yeni vezir ilan edildiğini söylüyor, kimileri onun şifa dağıtmaya ilişkin tüm bilgilere sahip olarak Lokman Hekim&#8217;e dönüştüğünü&#8230; Ama sonuç aynı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zehir, şifa ve bilgelik&#8230; Çok benzer niteliklere sahip iki ayrı sürüngen, dünyanın iki ucunda aynı kavramların sembolü olarak mitolojik karakterler haline gelmiş. Daha da ilginci, defne ağacının hem Helen hem de Aborjin mitolojisinde iffetin sembolü olarak kullanılması gibi, bu durumun birden fazla örneği var. Kolektif bilinçaltı kavramının daha da fazla incelenmesinde yarar olduğu açık.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Provokatif bir soruyla bitireyim: Nükleer teknoloji hakkındaki klişe tartışmayı hepimiz biliriz. <strong>Bomba</strong> olarak da kullanmak mümkün, <strong>tıp ve enerji</strong> alanlarında da. Öyleyse, hangi amaçlarla kullanılacağına karar vermemizi sağlayacak <strong>bilgeliğe</strong> sahip olmalıyız.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Acaba bu öyküler, teknolojinin nasıl kullanılması gerektiği hakkında felsefi/ahlaki birer öğreti işlevi üstlensin diye de üretilmiş olabilirler mi?</span></p>
<p><a href="http://konvansiyon.net">Konvansiyon</a>.</p>.]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://konvansiyon.net/gila-canavari-ve-sahmeran/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Star Trek</title>
		<link>http://konvansiyon.net/star-trek/</link>
		<comments>http://konvansiyon.net/star-trek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 04:59:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Babylon 5]]></category>
		<category><![CDATA[drama analizi]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Star Trek]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay Yolu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.konvansiyon.net/?p=815</guid>
		<description><![CDATA[Star Trek (Uzay Yolu) dizisinin 43 yıllık tarihi boyunca popüler kalabilmesinin ve adeta klasikleşmesinin nedenlerini irdelemeye çalıştığım bir yazı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu kurguyu nasıl okumalı? Farklı dizilerle 25 sezonu devirmiş ve bunun yanında 11 sinema filmine konu olmuş bir yapıtı çok sevilen bir öyküden ibaret görmek olanaksız. Onu nasıl anlamlandırabiliriz?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Öncelikle bazı tarihi yakınlıklara dikkat çekmenin yerinde olacağına inanıyorum: Denizaltı teknolojisinin 1860&#8242;lı yıllardaki gelişimiyle <strong>Denizler Altında 20 Bin Fersah</strong>&#8216;ın 1870&#8242;teki ilk basımı arasındaki paralellik göze ilk çarpan ayrıntılardan biri. Louis Pasteur&#8217;ün 1885 yılında kuduz aşısını bulmasından yalnızca bir yıl sonra, 1886&#8242;da <strong>Dr. Jekyll Mr. Hyde</strong>&#8216;ın ortaya çıkması da tesadüfi değil elbette. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1957 yılında Sovyetler Birliği tarafından fırlatılan ilk uydu olan <strong>Sputnik</strong>&#8216;i de 1962&#8242;de NASA&#8217;nın fırlattığı <strong>Telstar</strong> izlemiş ve <strong>Uzay Yarışı</strong> olarak adlandırıalan bu dönem,1966 yılında, Star Trek&#8217;in yolunu açmıştı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yüzeysel düşündüğümüz takdirde bilimsel ve teknolojik gelişmelerin, popüler kültüre malzeme yarattığını söyleyip mevzuyu bu noktada bırakmak mümkün. Ama istiyorum ki konuyu biraz daha eşeleyelim. Zira Star Trek örneği, hem mitolojilerin doğasını okumakta hem de günümüzde yaşanan kimi değişimlerin ayırdına varmakta kullanabileceğimiz güçlü unsurlar içeriyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-815"></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><br />
</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="font-size: medium;">Uzay Yolu ve Dünya Siyaseti</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dizinin Uzay Yarışı&#8217;na ilişkin algılamalara etkisinden söz ederek işe başlayabiliriz.</span></p>
<blockquote style="text-align: justify;"><p><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;Tarihin Atılgan ismini asla unutmayacağından emin olalım!&#8221;</strong></span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #000000;"><strong>Kaptan Jean-Luc Picard</strong></span></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bizim <strong>Atılgan</strong> olarak andığımız geminin orijinal isminin <strong>USS Enterprise</strong> olduğunu hatırlayalım ve bu ismi parçalarına ayırarak inceleyelim. <strong>USS</strong> ifadesi, haber bültenlerinde sıklıkla duyabildiğimiz bir kısaltma. Açılımı <strong>United States Ship</strong>, yani <strong>Birleşik Devletler Gemisi</strong>. Bu kısaltma, Amerikan ordusuna ait farklı gemiler ama en çok uçak gemileri için kullanılıyor. Nitekim, bugün Amerikan Deniz Kuvvetleri&#8217;nin envanterinde aynı ada sahip bir gemi bulunuyor. Ve bu gemi 1961 yılından beri aktif görevde. </span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="size-full wp-image-855 aligncenter" title="USS Enterprise" src="http://www.konvansiyon.net/wp-content/uploads/2009/07/USS-Enterprise-Small.jpg" alt="USS Enterprise - Small" width="500" height="166" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dizideki USS Enterprise gemisinin açılımıysa <strong>United Space Ship</strong>. Bu uzay gemisi, artık <strong>United Earth</strong> diye bilinen ve Dünya&#8217;nın her yanına egemen olan tek devlete aittir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Peki Enterprise sözcüğünde dikkatimizi çekmesi gereken ne? Enterprise, İngilizcede girişim, atılım ve serüven gibi kavramların karşılığı olarak kullanılıyor. Ve nitekim, her bölümün başında Kaptan Kirk, geminin görevini şöyle tanımlıyor: </span></p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Geminin beş yıllık görevi, yeni gezegenleri keşfetmek, bilmediğimiz yaşam formlarını ve medeniyetleri aramak, kısacası, daha önce hiçbir insanın gitmediği yerlere gitmektir.</strong></span></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Öyleyse Atılgan sözcüğünün isabetli bir çeviri olduğunu söylemek mümkün. Ancak gözden kaçırılmaması gereken, Enterprise sözcüğünün aynı zamanda <strong>&#8220;ticari girişim&#8221;</strong> anlamında da kullanıldığıdır. Biz de iş adamlarına <strong>&#8220;girişimci&#8221;</strong> demiyor muyuz?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Özetleyelim. Dizinin kurgusunda Dünya, tek devletin bayrağı altında birleşmiş ve Enterprise, yani Atılgan kadar Girişim olarak da okunabilecek bir gemi tarafından temsil edilmektedir. Amerikan kültür endüstrisi, bu diziyle Soğuk Savaş&#8217;ın sonucuna ilişkin bir öngörüde bulunmaktadır. Üstelik daha da ileri gitmekte ve gelecekte tüm gezegenin ABD&#8217;nin temsil ettiği değerler çerçevesinde şekilleneceğini iddia etmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dizinin kurgusuyla dönemin siyasi koşulları arasındaki paralelliği yeterince açıklığa kavuşturduk diye düşünüyorum. Ayrıntılara indikçe, özellikle de karakterlerin etnik kökenlerine odaklandıkça, saptamalarımızı destekleyecek pek çok örnek üretebiliriz ama bu kadarı yeterli. Durum ortada.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ancak hala eksik olan noktalar var. Bu kurgu nasıl oldu da Uzay Yarışı&#8217;nın, hatta Soğuk Savaş&#8217;ın bile geride kaldığı günümüzde hala seviliyor ve yeni yapımlarla varlığını sürdürüyor? Siyasi okumalar, bu olguyu açıklamakta yetersiz. En başta kısaca dile getirdiğimiz, bilimsel ve teknolojik ilerlemelerle popüler kültür arasındaki ilişkiyi biraz derinleştirmek, yeni bir takım alanları aydınlatabilir.</p>
<p><a href="http://konvansiyon.net">Konvansiyon</a>.</p>.]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://konvansiyon.net/star-trek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şimşeğin Yolculuğu</title>
		<link>http://konvansiyon.net/simsegin-yolculugu/</link>
		<comments>http://konvansiyon.net/simsegin-yolculugu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 May 2009 15:19:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Franklin]]></category>
		<category><![CDATA[Buddha]]></category>
		<category><![CDATA[Kronos]]></category>
		<category><![CDATA[Olympos]]></category>
		<category><![CDATA[sembol]]></category>
		<category><![CDATA[şimşek]]></category>
		<category><![CDATA[Zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.konvansiyon.net/?p=799</guid>
		<description><![CDATA[Hint mitolojisi, dünyaca ünlü bir ustanın emrinde harp tekniklerini öğrenen genç bir prensten söz eder. Eğitiminin sonunda Beş Silahlı Prens ünvanını alan bu genç adam, ordusuna katılmak üzere kral babasının şehrine dönerken bir ormanın kenarına gelir. Yakınlardaki  köyün sakinleri onu uyarır: &#8220;Saygıdeğer prens, bu ormana girmeyin. İçinde bir dev yaşar ve gördüğü herkesi öldürür.&#8221; Prens [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hint mitolojisi, dünyaca ünlü bir ustanın emrinde harp tekniklerini öğrenen genç bir prensten söz eder. Eğitiminin sonunda </span><strong><span style="color: #000000;">Beş Silahlı Prens</span></strong><span style="color: #000000;"> ünvanını alan bu genç adam, ordusuna katılmak üzere kral babasının şehrine dönerken bir ormanın kenarına gelir. Yakınlardaki  köyün sakinleri onu uyarır: </span><strong><span style="color: #000000;">&#8220;Saygıdeğer prens, bu ormana girmeyin. İçinde bir dev yaşar ve gördüğü herkesi öldürür.&#8221;</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Prens bu sözlere aldırmaz ve yoluna devam eder. Az sonra devle karşılaşır. Dev ona </span><strong><span style="color: #000000;">&#8220;Dur!&#8221;</span></strong><span style="color: #000000;"> der, </span><strong><span style="color: #000000;">&#8220;Benim esirimsin.&#8221;</span></strong><span style="color: #000000;"><br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ancak prens ne kaçacak ne de teslim olacaktır. Dövüşmeyi ve gücünü sınamayı tercih eder. Beş silahının beşini de kullanır. Ne var ki devin teninde bir çizik bile açamaz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-799"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Yine de pes etmemeye kararlıdır. Yumruklarını, tekmelerini ve kafasını kullanarak saldırır. Nafile&#8230;<br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Dev en ufak bir hasar almamasına karşın şaşırmıştır. Kendisini gören herkes ölesiye korkarken bu genç adamın bunca cesur durması ve saldırmayı sürdürmesi onu düşündürür: </span><strong><span style="color: #000000;">&#8220;Bu aslan gibi bir adam, soylu bir doğumun adamı &#8211; adam değil yalnızca! Benim gibi bir dev tarafından yakalandığı halde ne titriyor, ne sarsılıyor! Bu yolda durdum duralı onun bir eşini görmedim! Tuhaf, niye korkmuyor?&#8221;</span></strong><span style="color: #000000;"><br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Prens onu şöyle yanıtlar: </span><strong><span style="color: #000000;">&#8220;Senden korkmamın bir anlamı yok zira yaşamda ölüm mutlak bir şeydir. Dahası, karnımda silah olarak bir şimşek var. Beni yesen de, o silahı hazmedemezsin. İçini dilimlere, parçalara ayıracak ve öldürecek seni. O zaman ikimiz de yok olacağız.&#8221;</span></strong><span style="color: #000000;"><br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Prensin sözünü ettiği şimşek, </span><strong><span style="color: #000000;">bilgelik</span></strong><span style="color: #000000;">tir. Ve biz bu prensin adını, önceki bir yaşantısından biliyoruz: </span><strong><span style="color: #000000;">Buddha</span></strong><span style="color: #000000;">.<br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Ama şimşek yalnızca Buddha&#8217;nın bilgeliğini simgelemez. Eski Mezopotamya&#8217;da Asur ve Babil medeniyetlerinden miras resimlerde de aynı bağlantıya rastlarız.<br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Ve elbette Yunanistan&#8217;da. Zeus&#8217;un sembolünün şimşek olduğunu herhalde hepimiz biliriz. Gel gelelim, Zeus&#8217;un Kronos&#8217;la karşılaşmasını pek azımız okumuştur.<br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="color: #000000;">Kronos</span></strong><span style="color: #000000;">, Olimpos Dağı&#8217;ndaki tanrıların çoğunu yutar ancak tıpkı devle karşılaşan Buddha örneğinde olduğu gibi, şimşek sembolünü taşıyan kahramana zarar veremez.<br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Bu noktada ortaya iki kelime atalım. Kronoloji ve kronometre. Doğru tahmin! </span><strong><span style="color: #000000;">Kronos, Yunan mitolojisinde zamanın sembolüdür.</span></strong><span style="color: #000000;"><br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Şimdi sembol dilini tercüme edelim: </span><strong><span style="color: #000000;">Zaman her şeyi öğütebilir ama bilgeliği asla.</span></strong><span style="color: #000000;"><br />
</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Şimşek, bin yıllar sonra kıtaları aşacak ve Amerika&#8217;da kendisini gösterecektir. Elinde uçurtmasıyla fırtınalı havada elektriği yakalayan </span><strong><span style="color: #000000;">Benjamin Franklin</span></strong><span style="color: #000000;">, şimşeğin modern dünyadaki efendisi rolünü üstlenecek ve pozitif bilimin büyük kahramanları arasına girecektir.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">V</span><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">e günlük dile yerleşen </span><strong><span style="color: #000000;">“Kafamda bir şimşek çaktı”</span></strong><span style="color: #000000;"> gibi ifadeler, sembolü sonsuzluğa taşıyacaktır.</span></span><br />
</span></p>
<p><a href="http://konvansiyon.net">Konvansiyon</a>.</p>.]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://konvansiyon.net/simsegin-yolculugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fantazya ve Bilim-Kurgu Yazarları İçin Kaynak</title>
		<link>http://konvansiyon.net/fantazya-ve-bilim-kurgu-yazarlari-icin-kaynak/</link>
		<comments>http://konvansiyon.net/fantazya-ve-bilim-kurgu-yazarlari-icin-kaynak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2009 06:22:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Keşif]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bilim-kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Fantasy Worldbuilding Questions]]></category>
		<category><![CDATA[fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[Patricia C. Wrede]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.konvansiyon.net/?p=475</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de fantazya ya da bilim-kurgu temalı yaratıcı yazarlığa yakınlık hisseden insanlar için ne yazık ki ciddi boyutlarda kaynak sıkıntısı mevcut. Bu alanda çalışma yapmak isteyen insanların büyük çoğunluğunun İngilizceye hakim olması bir avantajsa da, araştırma merakımızın çocukluktan itibaren eksik bırakılması, yabancı kaynaklara ulaşmak noktasında isteksizliğe ve eylemsizliğe neden oluyor. İşte bu ve bunun gibi sorunların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Türkiye&#8217;de fantazya ya da bilim-kurgu temalı yaratıcı yazarlığa yakınlık hisseden insanlar için ne yazık ki ciddi boyutlarda kaynak sıkıntısı mevcut. Bu alanda çalışma yapmak isteyen insanların büyük çoğunluğunun İngilizceye hakim olması bir avantajsa da, araştırma merakımızın çocukluktan itibaren eksik bırakılması, yabancı kaynaklara ulaşmak noktasında isteksizliğe ve eylemsizliğe neden oluyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">İşte bu ve bunun gibi sorunların bir parça olsun üstesinden gelebilmek için Konvansiyon bünyesinde, okuma önerilerinin ötesine geçen, hazır kaynaklara yer vermek istiyorum. Ve bu amaçla, çok değerli bir çaba olarak gördüğüm, Patricia C. Wrede&#8217;nin, </span><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://www.sfwa.org/writing/worldbuilding1.htm" target="_blank"><span style="color: #000000;">Fantasy Worldbuilding Questions</span></a></span></strong><span style="color: #000000;"> adlı belgesini Türkçe&#8217;ye çevirmekteyim.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Konuyla ilgilenenleri, </span><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://www.konvansiyon.net/proje-fantastik-dunya-yaratma-sorulari/" target="_blank"><span style="color: #000000;">proje ana sayfasına</span></a></span></strong><span style="color: #000000;"> davet ediyorum. Bundan mutlaka faydalanın.</span></span></p>
<p><a href="http://konvansiyon.net">Konvansiyon</a>.</p>.]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://konvansiyon.net/fantazya-ve-bilim-kurgu-yazarlari-icin-kaynak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

