'Mitoloji' Kategorisi Arşivi

Dead Of Night

Bunun ne kadar farkındasınız bilmem ama bağımsız kitap yayıncılığı, özellikle rol yapma oyunları alanında müthiş bir atılım gerçekleştiriyor. Indie Press Revolution ya da RPGNow gibi siteleri düzenli olarak takip edenler beni mutlaka onaylayacaktır ama bu yöne doğru biraz daha dikkat çekilmesinde yarar görüyorum. Ve sanırım bunun için elimden gelenin en iyisi, bu atılımın en yeni ürünlerinden Dead Of Night hakkında ayrıntılı bir inceleme yazmak olacak.

Dead Of Night, Steampower Publishing‘den Andrew Kenrick‘in imzasını taşıyor. Sistemin amacı, B Film ve korku sineması atmosferini masaüstünde yaşatabilmek. “Kamp ateşi çevresinde anlatılan ürpertici öykülerin hissini” ve ne kadar dalga geçsek de kopamadığımız film klişelerini canlandırma fikrine odaklanarak tasarlanmış. Bu türden filmlerin büyük bir hayranı olarak, oyunun derhal ilgimi çektiğini söyleyebilirim. Devamı…

Gila Canavarı ve Şahmeran

Navaho inancında şifa verme gücü, gila canavarı (hila diye okunur) adındaki bir sürüngene atfedilir. Bu hayali bir varlık değildir. Kendisine doğada rastlanabilir. Ancak üzerine inşa edilmiş mitolojik bir öykü mevcuttur.

Gila Canavarı

Buna göre, bir kişi hastalandığında gila canavarı onu parçalarına ayırıp sonra birleştirerek iyileşmesini sağlar. Kişinin bedeni ayrık durumdayken kanı karıncalar tarafından, gözleri ve kulakları Güneş tarafından, aklı ise Konuşan Tanrı ve Polen Çocuk tarafından bir araya getirilir. Ve kişi hayata döner.

Kalın yazdığımız sembolleri teker teker okuyacağız. Ama önce bir noktaya dikkat çekmekte yarar var: Gila canavarı doğadaki en güçlü zehire sahip hayvanlardan biridir. Bu senaryoyu bir yerden hatırlıyoruz değil mi? Hipokrat da, yine zehirli bir sürüngeni, yani yılanı, şifanın sembolü olarak kullanmıştı.

Peki Hipokrat’a bu sembol kimden miras kalmıştı?

Kısaca yanıt verelim: Sümerliler. Anadolu’nun çeşitli noktalarında hala görebileceğiniz birbirine dolanmış iki yılan figürü, ilk kez 5 bin yıl kadar önce, Sümerlilerin sağlık ve üreme tanrısı Ningişzida‘ya atfen kullanıldı. Sonraları aynı sembol, Romalıların Batı Anadolu’daki kolonilerinde yine bir sağlık tanrısını, Asclepius‘u temsil etti. Hipokrat’la kurulan bağ şimdi daha açık olmalı.

Ama gila canavarıyla Anadolu kökenli mitolojilerde bulunan yılan figürü arasındaki en güçlü benzerlik, hepimizin ismen bildiği Şahmeran‘da kendisini gösteriyor. Karşılaştırmalı bir çalışma, bize oldukça şaşırtıcı sonuçlar verebilir.

Devamı…

Star Trek

Bu kurguyu nasıl okumalı? Farklı dizilerle 25 sezonu devirmiş ve bunun yanında 11 sinema filmine konu olmuş bir yapıtı çok sevilen bir öyküden ibaret görmek olanaksız. Onu nasıl anlamlandırabiliriz?

Öncelikle bazı tarihi yakınlıklara dikkat çekmenin yerinde olacağına inanıyorum: Denizaltı teknolojisinin 1860′lı yıllardaki gelişimiyle Denizler Altında 20 Bin Fersah‘ın 1870′teki ilk basımı arasındaki paralellik göze ilk çarpan ayrıntılardan biri. Louis Pasteur’ün 1885 yılında kuduz aşısını bulmasından yalnızca bir yıl sonra, 1886′da Dr. Jekyll Mr. Hyde‘ın ortaya çıkması da tesadüfi değil elbette.

1957 yılında Sovyetler Birliği tarafından fırlatılan ilk uydu olan Sputnik‘i de 1962′de NASA’nın fırlattığı Telstar izlemiş ve Uzay Yarışı olarak adlandırıalan bu dönem,1966 yılında, Star Trek’in yolunu açmıştı.

Yüzeysel düşündüğümüz takdirde bilimsel ve teknolojik gelişmelerin, popüler kültüre malzeme yarattığını söyleyip mevzuyu bu noktada bırakmak mümkün. Ama istiyorum ki konuyu biraz daha eşeleyelim. Zira Star Trek örneği, hem mitolojilerin doğasını okumakta hem de günümüzde yaşanan kimi değişimlerin ayırdına varmakta kullanabileceğimiz güçlü unsurlar içeriyor.

Devamı…

Şimşeğin Yolculuğu

Hint mitolojisi, dünyaca ünlü bir ustanın emrinde harp tekniklerini öğrenen genç bir prensten söz eder. Eğitiminin sonunda Beş Silahlı Prens ünvanını alan bu genç adam, ordusuna katılmak üzere kral babasının şehrine dönerken bir ormanın kenarına gelir. Yakınlardaki  köyün sakinleri onu uyarır: “Saygıdeğer prens, bu ormana girmeyin. İçinde bir dev yaşar ve gördüğü herkesi öldürür.”

Prens bu sözlere aldırmaz ve yoluna devam eder. Az sonra devle karşılaşır. Dev ona “Dur!” der, “Benim esirimsin.”

Ancak prens ne kaçacak ne de teslim olacaktır. Dövüşmeyi ve gücünü sınamayı tercih eder. Beş silahının beşini de kullanır. Ne var ki devin teninde bir çizik bile açamaz.

Devamı…

Fantazya ve Bilim-Kurgu Yazarları İçin Kaynak

Türkiye’de fantazya ya da bilim-kurgu temalı yaratıcı yazarlığa yakınlık hisseden insanlar için ne yazık ki ciddi boyutlarda kaynak sıkıntısı mevcut. Bu alanda çalışma yapmak isteyen insanların büyük çoğunluğunun İngilizceye hakim olması bir avantajsa da, araştırma merakımızın çocukluktan itibaren eksik bırakılması, yabancı kaynaklara ulaşmak noktasında isteksizliğe ve eylemsizliğe neden oluyor.

İşte bu ve bunun gibi sorunların bir parça olsun üstesinden gelebilmek için Konvansiyon bünyesinde, okuma önerilerinin ötesine geçen, hazır kaynaklara yer vermek istiyorum. Ve bu amaçla, çok değerli bir çaba olarak gördüğüm, Patricia C. Wrede’nin, Fantasy Worldbuilding Questions adlı belgesini Türkçe’ye çevirmekteyim.

Konuyla ilgilenenleri, proje ana sayfasına davet ediyorum. Bundan mutlaka faydalanın.