And they lived happily ever after…
Pinokyo canavara pek güvenmiyormuş ama hayatına devam etmek için daha iyi bir yol da düşünememiş. Her şeyini kaybettiğini hissediyormuş. Yaşamında tutunabileceği tek dal amacıymış: Bir insana dönüşüp, Uyuyan Güzel’i uyandırmak…
Yine yollara düşmüş. Çok mesafeler kat etmiş. Çok zamanları geride bırakmış.
Bir gün, ufuk çizgisine yakın, dimdik bir kule görmüş. Bu, Pinokyo’nun o güne değin rastladığı en yüksek binaymış. Merakla yanına gitmiş.
Kulenin dibine geldiğinde, yukarıdaki bir pencereye bakan, genç bir adamla karşılaşmış. Penceredeyse saçları kesilmiş bir kız duruyormuş.
Rapunzel’miş bu kızın adı. Ve kötü kalpli bir cadı tarafından kapatıldığı bu kulenin ne kapısı, ne de merdiveni varmış.
“Pekala,” demiş Pinokyo, “sanırım ne yapabileceğimizi biliyorum.”
Elinden gelen tek çareye başvurmuş.
Yalan, yalan üstüne… Önce iki uzun sırık yapmışlar, sonra da bir sürü basamak.
Ama kule öyle uzun, öyle dikmiş ki, sıra son basamaklara geldiğinde Pinokyo daha da yalan bulamaz olmuş. Durup dinlenmiş, düşünmüş. Yok…
Evinden ve sevdiği kızdan uzak, kendisi adına hiç beklentisi kalmadığını fark etmiş Pinokyo. Ve bu duruma gelen biri için kaybedecek daha ne olabilir ki?
Pinokyo, sağ kolunu sökmüş ve basamak olarak kullanması için Rapunzel’in sevgilisine vermiş.
Kız da oğlan da, gördükleri bu fedakârlık karşısında çok duygulanmışlar. Cadıya yakalanmamak için hızla uzaklaşmadan önce, “Umarız her dileğin gerçekleşir, yaptığın bu iyiliğin bedeli ödenir” demişler.
Pinokyo uzun bir uykuya dalmış. Uyandığında oldukça garip hissediyormuş. Akşamdan kalmalık desem yeridir, yorgun ve her yanı tutulmuş bir halde doğrulmuş kalktığı yerden.
Kendisine baktığında gözlerine inanamamış. Artık bir insanmış Pinokyo. Üstelik, söktüğü kolu da etten kemikten, sapasağlam bir kol olarak geri dönmüş.
Yeni bacaklarıyla yolları yel gibi geçmiş.
Sarayda hala uyumakta olan güzel prensesi öpüp uyandırmış. Ona geçen zamanı ve tüm yaşadıklarını, tüm hissettiklerini anlatmış. Kızın da içi Pinokyo’ya karşı derin bir sevgiyle dolmuş.
Ancak Pinokyo, görevinin henüz tamamlanmadığına inanıyormuş.
Yoluna devam ederken, yalancı çobana rastlamış. Çoban çok kötü bir durumdaymış. Artık kimse kendisine güvenmediği için sürüsünü bir başkasına vermişler.
Sonunda kulübesine vardığında, yaptığı tüm yaramazlıklar için Geppetto’dan özür dilemiş. İkisi, bembeyaz bir sayfa açmışlar. Pinokyo, derslerine çalışıp okulunu bitirmiş. Daha önce kendisine kötülük eden çocukları kaale bile almamış.
Diplomasını aldıktan sonra, sarayda görkemli bir tören düzenlenmiş. Pinokyo ve sevgili prensesi bir daha ayrılmamacasına kavuşmuşlar.
Çirkin canavar mı? O da Pinokyo’ya yaptığı iyiliğin karşılığında yeniden insan olmuş ve Güzel’le evlenmiş.
Efendim, böylece masalımızın sonuna geldik. Burada kullanmamız gereken cümleyi sizler zaten eminim ki biliyorsunuz.
Aydın Can Gür